Baha Sadık Akıner

Baha Sadık Akıner

ZİHNİ’MİZDE YAŞAYACAKSIN!


“Şişli'de birr apartımann,
Yoksa eğerr halin yamann!
Nikel-kübik mobilyalarr,
Duvarda yağlıı boyaalarrr.
İki tanee otoomobil,
Biri açık, birii değiill!”

derken rastladım ilk; bin yıl mı geçti üstünden bir asır mı bilemem, siyah beyaz TV’de, tek kanalken ortalık hani, 80’lerde…

Son dönemde Alzheimer’dı ya; 28 yıl boyunca oynadığı, adeta gençliğinden yaşlılığına-yaşalmışlığına uzanan yaşam yolunda “Lüküs Hayat” operetinde, bıçkın delikanlı, mahalleli kabadayı. 

Evet, bildiniz: Zihni Göktay bugünkü konukluğumuz…

Zihni Göktay öldü dostlar. O güzel insan ayrıldı aramızdan ve benim, bizim, O’nu tanıyan, O’nu izleyen hepimizin biraz daha çocukluğu yitiiip gitti.

“Lüküs Hayat”ta dönemin şıklığını yansıtan, giydiği takım elbiseler ve gösterişli kostümlerle, zarifçe bir görünümle izledik O’nu; “Rıza” karakteriyle… Neşeli, esprili ve kendine güvenen tavırlarıyla seyirciye yüksek enerjili bir ruh hali yansıtırken. Sahnede güler yüzü, canlı mimikleri ve karizmatik duruşuyla hem sıcak hem de sempatik bir insan profili çizerken hem…

Dile kolay; bu 28 yılda 5 bin 200 küsur kez sahneye çıktı Zihni Göktay, üzerine yapışan-yakışan “Rıza” rolüyle. Oyunun kadrosunda 134 kişi değişirken, kendisi hiç değişmeyen tek isim olarak tiyatro tarihine geçerek…

Ne çok maşallahları aldı ya şimdiye kadar, dile kolay gerçekten. Daha ne rekorlar kırmadı ki Zihni Göktay, oyunculuk üzerine? Ne diyorum size; belki yüzlerce, binlerce…

Ne desek az şimdi; kelamlar-methiyeler yetersiz, kelimeler kifayetsiz…

*****

Bazı insanlar vardır dostlar; onları yalnızca bir oyuncu olarak tanımlamak haksızlık olur. Çünkü onlar, oynadıkları karakterlerden çok daha fazlasını hayatımıza taşırlar. Kahkahalarımızın, anılarımızın, aile-dost sohbetlerimizin, anlarımızın-anılarımızın sessiz tanıkları olurlar. İşte Zihni Göktay da bu isimlerden biriydi…

Çok üzgünüm, di’li geçmiş zaman oldu şimdi…

Bugün dönüp geriye baktığımızda, aslında O’nun yalnızca sahnede ya da ekranda değil, hayatımızın içinde olduğunu fark etmemek elde değil. Bir gün "Bizimkiler"de karşımıza çıkan Muvaffak oldu, başka bir gün "Cennet Mahallesi"nin Ethem'i olarak bizi güldürdü de güldürdü. Kimi zaman Hababam Sınıfı'nın neşesine ortak oldu, kimi zaman da yaşlı bir babayı ya da mahallenin bilge büyüğünü canlandırırken gözlerimizi nemlendirdi.

İşte öyle bir insandı-oyuncuydu Zihni aabi…

Sanatın en zor tarafı dostlar, izleyicinin kalbine dokunabilmek. Ezberlenen repliklerden daha önemlisi hem, yıllar sonra bile hatırlanan bir tebessüm bırakabilmek. İnanın; Zihni Göktay, bunu başaran ender sanatçılardan biriydi. 

Oynadığı karakterler hiçbir zaman yapay değildi bir kere. Çünkü O; mahallemizdeki komşuyu, apartmandaki amcayı, sokakta selam verdiğimiz esnafı canlandırıyordu. Belki de bu yüzden Türk halkı O’nu izlerken hiçbir zaman yabancılık çekmedi.

“Yüzlerce, belki binlerce” dedim ya; bir sanatçının büyüklüğü, yalnızca aldığı ödüllerle ölçülmez. Geride bıraktığı izlerle ölçülür. Zihni Göktay'ın tiyatro sahnelerinde yıllarca canlandırdığı "Komiser Cafer Sabbah" ve tam 28 yıl boyunca sahnelediği "Lüküs Hayat" performansı, Türk tiyatrosunun hafızasında silinmeyecek bir yer edinmişti.

Bugünün hızlı tüketilen dünyasında, 50 yılı aşkın bir sanat hayatını aynı saygınlıkla sürdürebilmek kolay değildir. A’sı B’si derken Z kuşağına değin değişen kuşaklara rağmen kendini sevdirebilmek, her dönemin insanına ulaşabilmek ise çok daha zor. Ve çok daha önemli.

1970'lerin Yeşilçam filmlerinden başlayan yolculuğunu, günümüz sinemasına kadar taşıyabilmesi de bunun en güzel kanıtı.

Siyahı, beyazı, renklisi ne fark eder, televizyon ekranında O’nu gördüğümüzde hemen, birden çocukluğumuza gidiyorsak eğer; eski bayramlara, ailece izlenen filmlere, tek kanallı televizyon günlerine dönüyorsak O’nunla; bir oyuncudan çok, geçmişimizin bir parçasını görüyorsak; işte O sade bir oyuncu değil, ailemizin bir parçası…

*****

Baha’nelere ne gerek; perdeler kapanıır, sahneler boşalıır, alkışlaar diner... İyi insanların, güzel insanların bıraktığı izler silinmez ama… Bir karakterin gülümsemesinde, bir repliğin sıcaklığında, bir tiyatro perdesinin tozunda yaşamaya, hep ve daima sonsuzlukta devam eder.

Gerçek ustalar yalnızca rol yapmaz, bir toplumun ortak hafızasını inşa eder. Bugün hâlâ adını duyduğumuzda yüzümüzde beliren o samimi tebessüm de bunun en güzel göstergesi.

Zihni Usta, artık anılarımızda…

Bazı insanlar sahneden iner ama yüreklerden hiç kopmaz dedik ya; daima hatırlanır ve yaşar. Gönlümüzdesin Zihni Göktay. En güzel yerinde. Sonsuz saygıyla…




ARŞİV YAZILAR