Baha Sadık Akıner

Baha Sadık Akıner

İlber Ortaylı Tarih Baba


Bu bir duygusu buram buram üstünde, henüz kaybetmişken kıymetlini, bitmez sandığın acının gelip de uzun süre kalacağı yüreğine yerleşip hani, selasının okunmasının üzerinden, ruhu yeni yeni çıkarken bedeninden, etiyle kemiğiyle henüz daha toprağa gömülmeden, sesi ve mimikleri mıh gibi kapladığında beynini, kendini O’nu düşünmekten alıkoyamadığında yani, fikrinden, yüreğinden, iyisine kötüsüne bakmadan kaleminden dökülenlerle bir çırpıda oluşturduğum bir anma yazısıdır…

 

Görseli tektir, içinde Atatürk, tarih, İlber Ortaylı, babam; yani anlayacağınız en kıymetlilerimi barındırır…

 

Okumayı sevenler ve ilgilileri tarafından okuna…

 

*****

 

12 Nisan 1931 tarihinde Mustafa Kemal Atatürk'ün direktifiyle kurulan Türk Tarihi Tetkik Cemiyeti (ki, sonralarda Türk Tarih Kurumu adını almıştır) faaliyetleri kapsamında, 2-11 Temmuz 1932 tarihleri arasında Ankara'da gerçekleşen ilk büyük bilimsel toplantısının açılış konuşmasında Gazi, sözlerine “Bir milletin ne yapabileceğini göstermek için tarih en güvenilir rehberdir.” diyerek başlar. 

 

Yaklaşık iki saat süren konuşmasında, Balkanlardan, Sovyetler Birliği’nden, Türk ve dünya tarihinden, milli değerlerimizden, olabildiğince zengin kültürümüzden, Cemal Paşa’dan, Fatih Sultan Mehmet’ten, Enver Paşa’dan, Mussolini’den, Napolyon’dan, Otto von Bismarck’tan, milli mücadeleden bahseder de; konuşmasını şu sözlerle tamamlar:

 

“Bugün Sovyetler Birliği, dostumuzdur, komşumuzdur, müttefikimizdir. Bu dostluğa ihtiyacımız vardır. Fakat yarın ne olacağını kimse bugünden kestiremez. Tıpkı Osmanlı gibi, tıpkı Avusturya-Macaristan gibi parçalanabilir, ufalabilir. Bugün elinde sımsıkı tuttuğu milletler avuçlarından kaçabilirler. Dünya yeni bir dengeye ulaşabilir. İşte o zaman Türkiye ne yapacağını bilmelidir… Bizim bu dostumuzun idaresinde dili bir, inancı bir, özü bir kardeşlerimiz vardır. Onlara sahip çıkmaya hazır olmalıyız. Hazır olmak, yalnız o günü susup beklemek değildir. Hazırlanmak lâzımdır. Milletler buna nasıl hazırlanır? Manevî köprüleri sağlam tutarak. Dil bir köprüdür… İnanç bir köprüdür… Tarih bir köprüdür… Köklerimize inmeli ve olayların böldüğü tarihimizin içinde bütünleşmeliyiz. Onların (Dış Türklerin) bize yaklaşmasını beklememeliyiz. Bizim onlara yaklaşmamız gereklidir… Tarih yazmak, tarih yapmak kadar mühimdir. Yazan, yapana sadık kalmazsa; değişmeyen hakikat, insanlığı şaşırtacak bir mahiyet alır.”

 

Günümüzde, şu an yaşadıklarımızla güncelliğini yitirmeyen ne kıymetli ön görüler, ne kıymetli tespitler değil mi? Hayran olmamak elde değil…

 

Mustafa Kemal Atatürk’ten bir şeyler dinlemek, öğrenmek, vizyonuna şahit olmak doyumsuz bir keyif. Hiç bitmesin istiyor insan ama biz dönelim konumuza; yürek yangınımıza, İlber Ortaylı’ya…

 

Tarih bir köprüyse ve tarih yazan tarih yapan kadar mühim bir kişilikse; tarihi geçmişin kinini tutmak için değil, geleceği inşa etmek için öğrenilmesi gereken ciddi bir bilim dalı olarak gören, tarih bilincinin eksikliğini ve cahilliğin tehlikesini yazılarında ve konuşmalarında sıkça vurgulayan, Türk milletinin tarih yaptığı halde tarih yazma ve okuma konusundaki isteksizliğini ömrü boyunca eleştiren bilim insanı, tarihçi İlber Ortaylı’yı kaybettik bugün, biraz önce…

 

Çok konuşulacak, çok anlatılacak tabii. Üstüne çok konuşacağız, anlatacağız, O’nu daha iyi tanıyıp, keşke’lerle başlayan cümleler kurup hayıflanacağız, hatırlayıp hatırlatacağız…

 

Şu an ne denebilir ki üstüne, söyle söyle bitmez, ne desen ne söylesen anlamını vermez, kelimeler kifayetsiz işte… 

 

Babamı, ömrümce sırtımı yasladığım çınarımı kaybetmemin, (duygusu bakire) uykusuz gecelerimin üzerinden henüz daha 24 gün geçmişken, aslında geçmiyorken vakit, dönmüyorken dünya, bir garip halde oradan oraya savrulup yaşadım gibi gözükürken başkalarının gözünde; huzurla uyu baba Terzi Tanju Akıner, huzurla uyu İlber Ortaylı Tarih Baba. Minnetle, saygıyla, üzüntüyle…

 

 




ARŞİV YAZILAR