Baha Sadık Akıner

Baha Sadık Akıner

30 Ağustos’lar, her şeyin aslı olduğu eski zamanlar...


30 Ağustos 1922...

Akşam 19.30'a kadar süren Başkomutanlık Meydan Muharebesi'nin ardından çevreyi gezen Mustafa Kemâl Paşa, düşmanın ağır yenilgisini, savaş alanında bıraktığı silah, cephane ve savaş malzemesini, ölülerini, sürü sürü esirin kafilelerle geriye götürülmesini gördükten sonra çok duygulanmış ve yanındakilere; "Bu manzara insanlık için utanç vericidir. Ama biz burada vatanımızı savunuyoruz. Sorumluluk bize ait değildir" demiştir.

Ve akabinde şu emri vermiştir: "Ordular! İlk hedefiniz Akdeniz'dir. İleri!"

Bu emir doğrultusunda 3 koldan İzmir'e ilerleyen ordu;

1 Eylül'de Uşak'ı,

2 Eylül'de Eskişehir'i,

3 Eylül'de Ödemiş'i,

4 Eylül'de Tire ve Bayındır'ı,

5 Eylül'de Salihli'yi,

6 Eylül'de Balıkesir ve Bilecik'i,

7 Eylül'de Aydın'ı,

8 Eylül'de Manisa'yı geri aldı.

Ve 9 Eylül'de İzmir'e girdi.

*****

Zafer'den 58 yıl sonra, 30 Ağustos 1980, Cumartesi... 

Sünnet yatağımızdan terasta uyumaya geçeli 4, sünnet olalı 6 gün olmuş. 

Sıcak bir Ağustos sabahı.
Terasımıza her zamanki gibi babam döşekleri taşımış, annem yatakları yapmış. Boylu boyuna yataklar kurulmuş. Babam terasın doğu tarafından iplere örtü sermiş. Olabildiğince güneşle geç buluşalım diye... 

O gece uyuyakalıp; babam tarafından yataklara mı alındık? Yoksa kurulan yataklara balıklama atlayıp, pırıl pırıl ayı ve kayan yıldızları mı izledik, hatırlamıyorum…

Hatırladığım ve emin olduğum; gece boyu babamın bizim üstümüzü örttüğü ve erkenden dükkana gittiği... 

Birimiz uyandık mı, hepimiz uyanırdık o zamanlar. Kardeşlerimle…

Yatakta kudurma, muhabbet gırla…

Kahvaltı sofrası kaldırılmamış.

-Hadi gelin kahvaltınızı yapın, dedi annem.

-Bugün 30 Ağustos, en büyük bayram, Zafer Bayramı... 

Radyo açık... 

“İzmir Marşı” çalıyor.

“İzmir’in dağlarında çiçekler açar…
Yaşa Mustafa Kemâl Paşa yaşa…”

-Hızlı yapın kahvaltınızı da, stada gidelim, kutlamalara…

Sevinçle fırladık döşeklerimizden.

-Kahvaltı yapmadan gidelim anne. Yer kapalım, dedim.

-Erken daha saat. Kahvaltınızı hızlı yapın, yer buluruz.

“Saat” dedi ya annem. Sünnette eniştemin taktığı saate baktım yine, gururla. Pırıl pırıl ışıldıyor. Yatarken bile çıkarmıyorum...

Neyse, yine uzattım mevzuyu efenim. O gün’ler, bayram’dı o yıllarda... 

30 Ağustos'lar…

29 Ekim'ler…

19 Mayıs'lar…

23 Nisan'lar…

Gerçek anlamda hissederdik. Günü doya doya, bayramı doya doya yaşardık.

Bilirdik ki; Mustafa Kemâl, o gün demiş: “Ordular! İlk hedefiniz Akdeniz’dir. İleri!”

Bilirdik ki; 4 gün sonra kurtulmuş Tire’miz... 

Bilirdik ve hissederdik. Bayram’ları bayram yapan kalplerdir. İnanç’tır. Gurur’dur... 

Tüm hissedenlerin, en büyük bayramı kutlu olsun…




ARŞİV YAZILAR